"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır."


sayfa1/3
t.ogren-sen.com > Edebiyat > Evraklar
  1   2   3


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيم

أَجْمَعِينَ وَصَحْبِهِ وَآلِهِ مُحَمَّدٍ سَيِّدِناَ عَلىَ وَالسَّلاَمُ وَالصَّلاَةُ الْعَالَمِينَ رَبِّ لِلهِ اَلْحَمْدُ
İSLAM’DA ÇOCUK EĞİTİMİ (Kur’an Talimi)
Çocuk aileye yüce Allah'ın en büyük hediyesi ve emanetidir. Baba ve anne bu emanetten sorumludur. Emanetin sahibi yüce Allah Teâlâ müminlere şu emri vermiştir:
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ
"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır."1
Bu ateşten nasıl korunalım diye soranlara rahmet Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) şu cevabı vermiştir:
"Onlara yüce Allah'ın sevdiği şeyleri yapmalarını emredin; O'nun sevmediği şeyleri de kendilerine yasak edin."2
Hz. Ali (r.a), ayetin manasını şöyle açıklar:
"Kendiniz hayrı öğrenin, ailenize de öğretin ve çocuklarınıza güzel edep verin."3
Kur’an'ın tercümanı Abdullah b. Abbas'ın (r.a) âyetle ilgili şu açıklaması çok önemli:
"Ey müminler, önce siz Allah'a itaat edin, haramlardan kaçının, sonra ailenize Allah'ın ibadet ve zikrini emredin ki Allah hepinizi ateşten kurtarsın."4
Evlenmenin temel hedeflerinden biri çocuk yetiştirmektir. Aslında evlilik bu sebeple emredilmiştir. Çünkü amaç, neslin devamını sağlayarak âlemde insan neslinin tükenmesine engel olmaktır. Şehvet ise insana bu amaca ulaşmaya vasıta olması için verilmiştir.
Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Hepiniz çobansınız. Hepiniz gözetmekle görevli olduğunuz şeylerden sorumlusunuz. Devlet başkanı yönettiği kimselerden, erkek ailesinden, kadın evinden, hizmetçi kendisine emanet edilen şeylerden sorumludur."5
Çocuk, anne babanın meyvesidir. İnsan öldükten sonra manen çocukları ile yaşamaya devam eder. Peşinden kendisine hayır dua edecek bir evlât bırakmak anne baba için en büyük servettir. Onlar sayesinde anne babanın hayır haneleri açık kalır, kendilerine sevap yazılmaya devam eder. Bu durum bir hadiste şöyle haber verilmiştir:
İnsan öldüğü zaman bütün amelleri kesilir; ancak şu üç yoldan kendisine sevap gelmeyi devam eder:
1. İnsanlara faydası devam eden hayır ve sadakalar.

2. İnsanların istifade ettiği ilim.

3. Anne babasına dua eden sâlih evlât.”6
"Bir baba çocuğuna güzel terbiyeden daha hayırlı bir hediye vermemiştir."7
Çocuk iyiye de kötüye de yönlendirilecek bir halde yaratılmıştır. Anne babası ve çevresi onu, iyi veya kötü yoldan birine meylettirir, çeker ve alıştırır. Bu konuda Hz. Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
Bütün çocuklar fıtrata uygun olan hak dini (İslâm'ı) anlayıp uygulamaya müsait olarak dünyaya gelir. Sonra, anne baba (ve çevre) onları; hıristiyan, yahudi veya Mecûsî yapar.”8
Menkıbe
Ebü’lEsved ed-Düelî (rah) bir gün oğullarına şöyle dedi:
Ben sizin küçüklüğünüzde, büyüklüğünüzde ve hatta siz doğmadan size iyilik etmekten geri kalmadım.” Bunu işiten çocuklar,
Öbürlerini anladık ama biz doğmadan önce bize nasıl iyilik ettin ki?” diye sordular. Babalarının cevabı şu oldu:
Ben size öyle bir anne seçtim ki, soyu temiz, asaleti yerinde olduğu için kimsenin ona bir şey söylemeğe dili varmaz.”
Çocuğa Karşı İlk Vazifeler
Çocuk konusunda ailenin yapması gereken bazı edepler vardır. Bunları şöyle özetleyebiliriz:
1. Doğumuna Sevinmek ve Şükretmek
Çocuk sevginin meyvesidir. Çocuk yüce Allah'ın aileye özel hediyesidir. Çocuğun kokusu, cennet kokusudur. Çocuk, annenin ciğerparesi, babanın göz aydınlığıdır.
Çocuk, yüce Allah'tan istenecek en güzel bir nimettir. Bu nimet, Allah için istenirse ebedî cennet nimetine dönüşebilir. Çocuk, anne ve babanın yapacağı en güzel duasıdır. Bu dua yüce Kur’an'da övülmüştür. Yüce Allah sevgili kullarının nasıl dua ettiğini şöyle haber vermektedir:
"Rahmân olan Allah'ın sevgili kulları şöyle dua ederler: Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve nesillerimizden gözlerimizin aydınlığı olacak sâlih evlât ihsan et. Bizleri takvâ sahiplerine imam ve rehber yap…"9
Bir anne ve baba için en büyük sevinç sebeplerinden biri sevgilerinin meyvesi, vücutlarının bir parçası olan yavrularının doğumu olmalıdır.
Bu harika sanat ve ilâhî tecelli karşısında anne baba sevinmeli ve yüce Allah'a şükretmelidir. Ayrıca, olaydan ibret almalıdır. Anne baba kendi yaratılışlarını bilmez, fakat çocuklarının yokluktan varlık âlemine geçiş seyrinde kendileri de birer sebep olarak işin içindedirler. Ölüden diri çıkaran yüce Allah'ın bu sanatını seyreden bir insanın yüce yaratıcıya karşı imanı ve sevgisi artmalıdır.
Cahiliye devrindeki cahil insanlar, erkek çocuk doğunca sevinir, övünür; kız çocuğu doğunca üzülür ve dövünürdü. Çokları da halkın içinde utançtan kurtulmak için kız çocuğunu kumlara gömerek öldürürdü. Rahmet dinimiz bu anlayışı kökünden kaldırdı ve kız çocuklarını bu insanlık dışı vahşetten kurtardı. Günümüzde de bazı bölgelerde kız çocuklarına karşı bir soğukluk ve tepki vardır. Onları ikinci sınıf çocuk görmek yanlıştır.
Erkek çocuk doğdu diye fazla sevinmemeli, kız çocuk doğdu diye de üzülmemelidir. Çünkü kişi, hangisinin kendisi için daha hayırlı olduğunu bilemez. Nice erkek çocuğa sahip kimseler var ki, “Keşke şu çocuk kız olsaydı!” derler.
Kızları güzelce yetiştirme hususunda Resûl-i Ekrem (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Kimin iki kızı olur da onlara yanında bulundukları sürece güzel davranırsa, onlar kendisini cennete götürür.”10
İki kızı veya iki kız kardeşi olan kimse, yanında bulundukları sürece onlara iyi davranırsa, benimle o kimse cennette beraber oluruz.”11
Bu müjde bir kız çocuğu için de verilmiştir.12
2. Kulağına Ezan Okumak.
Yeni doğan bir yavrunun ismi verilmeden önce sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okunması sünnettir. Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem), torunu Hasan’ın kulağına ezan okumuştur.13
Allah’ın Resûlü (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Her kim yeni doğan bir çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okursa, o çocuğa ümmü sıbyan hastalığı (havale ve cin çarpması) isabet etmez.”14
Çocuk ilk konuşmaya başladığı zaman, anne, baba, dede gibi kulların isminden önce yüce yaratıcının ismi öğretilmeli, "Allah" lafz-ı şerifi ve “lâ ilâhe illallah” sözü tekrar edilmelidir. Bu sevaptır. Çocuk manasını bilmese de bu sözün bereketi, faydası ve feyzi vardır.
3. Güzel Bir İsim Vermek.
Yeni doğan bir çocuğa babasının ve annesinin güzel bir isim vermesi çocuğun ailesi üzerindeki haklarındandır. İsim verilirken bazı edeplere dikkat etmelidir.
Çocuğa sadece yüce Allah'a ait olan isimler verilmez. Allah, Hudâ, Cenâb-ı Hak ve Rahmân isimleri böyledir. Ancak Rahmân, Kadir, Samed, Celil gibi yüce Allah'a ait sıfatlar, başlarına kulu mânasına gelen "abdü" eklenip, Abdurrahman, Abdülkadir, Abdüssamed, Abdülcelil şeklinde isim olarak verilebilir. Mânası, Rahmân, Kadir, Samed ve Celil olan Allah'ın kulu olur.
Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem), “Allah katında en sevimli isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır”15 buyurmuştur.
Çocuklara Peygamberimiz’in (sallallâhü aleyhi ve sellem) isimlerinden verilebilir. Bu tavsiye de edilmiştir. Bu, verilen kimse için bir şereftir, veren aile için de hayır ve bereket vesilesidir. Muhammed, Mustafa, Mahmut, Ahmed, Nezir, Beşir gibi isimleri ve diğerleri…
İsimlerin güzel olması âhirette de fayda verir. Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), “Sizler kıyamet gününde kendinizin ve babalarınızın isimleriyle çağrılacaksınız; öyleyse güzel isimler verin”16 buyurmuştur.
Bunun için peygamberlerin, sahâbelerin, büyük âlimlerin, velîlerin, tarihte hayırlı işleriyle anılan sâlih insanların, kahramanların ve sanatkârların isimleri tercih edilmelidir.
Doğan çocuk ses verip ölse bile ona bir isim verilip öyle toprağa koymalıdır. Manası bozuk, söylenişi zor veya kötü olan bir ismi değiştirmeli, güzel anlamlı ve kolay ifade edilir bir isim vermelidir.
Resûlullah Efendimiz de (sallallâhü aleyhi ve sellem) Âs ismini Abdullah ile değiştirmiştir. Ümmü Seleme validemizin kızının ismi, temizleyici manasına gelen Berre idi. Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), ismini Zeynep olarak değiştirdi.17
Çocuğa, tarihte küfür, zulüm ve isyanı ile meşhur olmuş kimselerin ismini vermemelidir. Yine şirk ve küfrü temsil eden varlıkların ismini de vermemelidir. Çocuğa tek isim yeterlidir; fakat iki isim de verilebilir.
4. Akîka Kurbanı ve Sadaka
Doğan çocuk için kesilen şükür kurbanına akîka kurbanı denir. Bu da sünnettir. Kız çocuğunda olduğu gibi, erkek çocuk için de bir koyun kesilmesi yeterlidir. Ancak erkek çocuk için iki tane kesilmesi daha iyidir.
Resûlullah (sallallâhü aleyhi ve sellem), Hz. Hasan ve Hüseyin için (r.anhüm) akîka kurbanı olarak birer koç kesmiştir.”18
Allah Resûlü (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyuruyor: “Her doğan çocukla beraber bir akîkası (ona eziyet veren şey) bulunur. Onun için kan akıtın (akîka kurbanı kesin) ve çocuktan eziyetleri uzaklaştırın.”19
Akîka kurbanını kesmek babaya ait bir vazifedir. Babanın imkânı olmazsa, dede veya başka bir yakını da kesebilir. Bu kurban etinden ev sahipleri yiyebilir. Pişirip zengin fakir herkese verebilir.
Bu kurban, koç ve koyun cinsinden kesildiği gibi; büyük baş hayvanın bir hissesine girilerek de kesilebilir.
Akîka kurbanının belirli bir vakti yoktur. Çocuğun doğumunun yedinci günü kesilebildiği gibi, daha sonraki gün, ay ve yıllar da kesilebilir. Akîka kurbanını kesmek için kurban bayramını beklemeye gerek yoktur. Kurban kesmeye gücü yetmeyenler için bir vebal ve günah yoktur. Bu durumda az çok demeden sadaka vermek hayırlıdır.
Doğumun yedinci gününe gelindiğinde, çocuğun saçını kesip, kesilen saçın ağırlığınca altın veya gümüşü sadaka olarak vermek sünnettir. Ancak bu kesim çocuğa zarar verecekse terk edilir. Yine imkân dâhilinde sadaka verilir.
Yeni doğan çocuğun ağzına mümkünse ilk olarak sâlih bir insan tarafından ağzında ezerek tatlı bir şeyin verilmesi de sünnet olup tavsiye edilmiştir. Mümkün olmazsa bir mahzuru yoktur.
5. Belirli Edepleri Öğretmek
Çocuk konuşmaya ve kendi başına yemeye başladığı zaman, ona sağ eliyle yemek yemesini söyleyip buna yavaş yavaş alıştırmalıdır.
Yemeği önünden yemeyi tavsiye etmelidir. Yemeğin başında besmele çekmeyi, sonunda "elhamdülillâh" demeyi öğretmeli ve bu konuda örnek olmalıdır. Yemekten sonra ellerini yıkamaya, günde belirli aralıklarla ağzını fırçalamaya alıştırmalıdır. Uykuya yatarken kısa dualardan bir tanesini öğretmelidir.
Günlük Hayattaki Diğer Edepler
Çocuğa elbisesini giydirirken sağ ayak veya koldan giydirmeye başlamalı, ona bunun güzel olduğunu söyleyerek alıştırmalıdır.
Camiye ve eve sağ ayakla girmeyi öğretmelidir.
Eve girince evdekilere ve çocuklara selâm vermeli, onların buna nasıl karşılık vereceklerini öğretmelidir.
Tuvalete sol ayakla girip, sağ ayakla çıkmaya alıştırmalıdır. Tuvalette taharet ve temizliğin nasıl yapılacağı öğretilmelidir.
Başkasının evine girerken zili çalmasını ve izin almasını öğretmelidir. Kapı açılmayınca veya izin verilmeyince geri dönülmesi gerektiği söylenmelidir.
Anne babaya, büyük ve küçük kardeşlere, komşulara, eve gelen yabancılara nasıl hitap edeceği öğretilmeli, güzel ifadeler seçilmeli, çirkin ve kaba sözler terk ettirilmeli ve bu konuda kötü örnek olmaktan şiddetle kaçınmalıdır.
Menkıbe
Adamın biri, yanında oğlu ile birlikte Hz. Ömer’e (r.a) gelerek, “Bu benim oğlum bana karşı geliyor” diye şikâyette bulundu.
Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a) çocuğa,
Allah’tan korkmuyor musun, niçin anne babana karşı geliyorsun? Anne babanın evlâdı üzerinde şu kadar hakkı var” diye uyardı. O zaman çocuk,
Efendim, oğlun baba üzerinde hiç hakkı yok mu?” diye sordu. Hz. Ömer de (r.a), “Evet var; çocuğuna güzel bir anne seçmesi ve güzel bir isim koyması, ona Kur’ân-ı Kerîm’i öğretmesi, evlenecek yaşa gelince evlendirmesi, çocuğun babası üzerindeki haklarındandır” buyurdu. Bunu dinleyen çocuk,
Vallahi, babam, iffetli kadınları bırakıp ateşe tapan bir câriye ile evlendi. Bana güzel isim vermedi. İsmimi (böcek mânasına gelen) Cu’la koydu. Bana Kur’ân-ı Kerîm'den hiçbir şey öğretmedi” dedi. Bu sözler üzerine Hz. Ömer (r.a), çocuğun babasına dönerek,
Oğlum bana itaat etmiyor diyorsun. Hâlbuki ondan önce sen onun hakkını çiğnemişsin. Şimdi git ve oğluna karşı vazifelerini yap” diye uyardı.
6. Namaza Alıştırmak
Çocuk okuma ve öğrenme yaşına gelince öğretilecek şeylerin başında kolay şekliyle namaz gelmektedir. Okuma yazmayı öğrenen çocuğa namazla ilgili bilgi ve duaları kısaca öğretmeye başlamalıdır.
Bu yaşlar, çocuğun her gördüğünü ve işittiğini anlama yaşı değil sevme, benimseme, beğenme ve taklit etme yaşıdır. On yaşına kadar çocuk namazı tam kılacak bilgi ve tecrübeye ulaştırılmalıdır. Bu konuda Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Çocuğa yedi yaşında namazı kılmayı öğretiniz; on yaşına geldiğinde namaz kılmazsa zorlayın. Bu yaştan sonra yataklarını da ayırın."20
Diğer bir rivayette on üç yaşında namaz kılmazlarsa zorlama ve ceza emredilmektedir.21
Namazla ilgili gerekli bilgi, ezber ve uygulamalar çocuğa bulûğ çağından önce öğretilmeli ve kazandırılmalıdır. Bu dönemde Kur'ân-ı Kerîm'i düzgünce okumasını ve gerekli sûreleri ezberlemesini temin etmelidir.
Hadiste namaz için uygulanması istenen ceza ve dayak, ilâcını içmeyen, yemeğini yemeyen, dersine çalışmayan, gerekli temizliğini yapmayan bir çocuk için icabında gerekli görülen bir ceza çeşididir. Bunda asla yıldırma, yıpratma, korkutma ve yaralama yoktur.
Henüz mükellef olmayan bir çocuk için ibadetten nefret ettirici bir davranış, onun hayatı boyunca olumsuz tesirini gösterir ve sonuç ancak şeytanı sevindirir.
Gaye çocuğu namaz gibi dinin direği, cennetin anahtarı olan güzel bir işe alıştırmaktır. Bir güzel iş, tatlı dille anlatılmaz, örnek olup yolu açılmazsa çocuk için güzel değil, kâbus olur. Günümüzün insanına din öğretilirken çok sabırlı ve hassas olmak gerekiyor. Tatlı ve yumuşak olmadan sevilemeyiz. Sevgi dilini kullanmadan kalbe giremeyiz. Göstermeden sevdiremeyiz.
Yüce Allah, aileye namazı öğretecek babaya şu emri vermektedir:
"Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et."22
Bu âyet indiği zaman, Hz. Fâtıma (r.anha) ile Hz. Ali yeni evlenmişler ve özel bir eve ayrılmışlardı. Fahr-i Kâinat Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem), sevgili kızı Hz. Fâtıma (r.anha) ile damadı Hz. Ali'yi (r.a) sabah namazına kaldırmak için evlerine kadar bizzat teşrif ediyor, zahmete giriyor, kendilerine şefkatle seslenerek,
"Allah size rahmet etsin, haydin namaza!" diye çağırıyordu. Buna altı ay devam etti.23
Büyük veli Seyyid Abdülhakim Hüseynî (k.s) demiştir ki:
"Çocuklara yedi yaşından itibaren namaz kılmayı öğretiniz, on, on beş yaşları arasında muhakkak kılmalarını sağlayın; icap ederse zorlayın. Siz onlara dinlerini öğretin. Bir de iyi örnek olun. Onlar daha sonra bırakırsa siz mesul olmazsınız."
Ailede ilk örnek anne ve babadır. Bu her işte böyledir. Temizlik, namaz, oruç, doğru konuşma, sözünde durma, güzel komşuluk, helâl lokma yeme gibi dinimizin temel farzlarını ailesinde hiç görmeyen bir çocuğa bunlar nasıl anlatılabilir!
Kırk-elli yaşındaki büyüklerin bile terk ettiği güzel amelleri küçücük yavrulara anlatırken çok dikkatli, şefkatli ve sabırlı olmalıdır.
  1   2   3

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" icon"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun....

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" iconEy iman edenler! Allah’ı çok zikredin”

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" icon“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin ki Allah...

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" icon"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun."1

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" icon"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadık kullarımla beraber olun."1

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" icon"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadık kullarımla beraber olun."1

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" iconEy iman edenler! Allah’tan sakınılması gerektiği şekilde sakının ve ancak müslüman olarak ölün.”

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" iconEy iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı...

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" iconHekim-hasta ilişkisi insanlar arası ilişkinin özel bir biçimidir....

\"Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (cehennem) ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.\" iconHekim-hasta ilişkisi insanlar arası ilişkinin özel bir biçimidir....


Tıp




© 2000-2018
kişileri
t.ogren-sen.com