Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı


sayfa1/8
t.ogren-sen.com > Tıp > Araştırma
  1   2   3   4   5   6   7   8

TC
TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANLIĞI

PROJE TEKLİFİ Ek-3






Araştırma Alan Kodu : A-02 Araştırma Öncelik Puanı :

Araştırma Programı Kodu : A-02-Y-O Toplam Proje Puanı :

Yeni Proje Numarası : TAGEM –BB-090205J02





1- PROJE ADI : Harran Ovası Koşullarında Mikorizanın (G. mossea) ve Farklı Fosfor Dozlarının Biber Bitkisinin Gelişimine ve Verimine Etkisi

(Influence of Mycorrhiza and Various Phosphorus Doses on the Growth and Yield of Pepper in Harran Plain)
2- YÜRÜTÜCÜ KURULUŞ : GAP Toprak - Su Kaynakları ve Tarımsal Araştırma Enstitüsü

Müdürlüğü-Şanlıurfa

3 - PROJE LİDERİ
Adı Soyadı : Nesibe Devrim ALMACA

Kurumu : GAP Toprak - Su Kaynakları ve Tarımsal Araştırma Enstitüsü

Müdürlüğü-Şanlıurfa



4 - Projenin İlgili Olduğu AFA/Program

Öncelik

Yüksek Orta Düşük
Araştırma Fırsat Alanı: Toprak ve Su Kaynakları


Araştırma Programı : Sürdürülebilir Toprak Verimliliği

5. PROJE SÜRESİ : 36 Ay


5.1 Başlama Tarihi : 2011
5.2 Bitiş Tarihi : 2013
6. PROJENİN ÖZET TANITIMI/ SUMMARY OF PROJECT:

GAP bölgesinde bazı alanlarda uzunca yıllar yürütülen denemelerde fosforlu gübre uygulamalarına cevap alınamadığı bilinmektedir.

Fosforun toprakta hareketliliği yavaş olduğu için bitki kök hücrelerine girişi sınırlıdır. Bitkiler fosfor alınımını kolaylaştırıcı mekanizmalar geliştirmiştir. Bu mekanizmalardan biri de kök ve mantar birlikteliği olarak tanımlanan mikorizadır. Mikoriza özellikle fosfor iletiminde etkilidir Büyümekte olan bitki kökü, kök bölgesinde mikoriza yardımı ile fosfat tüketim zonu oluşturur. Böylece bitki, mantar hifleri aracılığı ile bulunduğu bölgeden daha uzak bölgelere uzanabilir ve çözünmüş yeni fosfat havuzlarından yararlanabilir (Karandashov ve Bucher, 2005).

Toprak verimliliği yönünden besin elementi konsantrasyonlarının düşük olduğu bölgelerde iyi kök gelişimi gösteren mikoriza ile infekte edilmiş fidelerin dikilmesi önemli bir tarım stratejisi olarak düşünülebilir. Mikoriza uygulamasının bahçe bitkilerinde kullanılması hem teorik hem de bilimsel yönden bölge tarımına büyük yararlar sağlayacaktır.

Gelişmekte olan ülkeler için pahalı ve doğal kaynakları sınırlı olan alanlarda gübre girdisi yerine hiçbir girdi gereksinimi olmayan ve doğal gübre olarak bilinen mikorizanın doğal potansiyelinin bilinmesi ve mikorizaya bağımlı bitkilerin tespit edilmesi ve besin elementi noksanlığı olan alanlara bu tür bitkilerin mikoriza ile infekte edilmesi gelecekte uygulanması gerekli önemli tarım stratejilerindendir.

Bu araştırma ile Mikoriza (G. mossea) aşılaması ve fosfor uygulamasının biber bitkisinin gelişimi, beslenmesi ve verim unsurlarına etkisinin saptanması amacı ile bölünen bölünmüş alt parseller deneme desenine göre üç tekerrürlü olarak yürütülecektir. Denemede Urfa yerli biber çeşidi kullanılacaktır.
Summary of Project :

(Key words : Harran Plain, Pepper, Mycorrhiza, Phosphorus)

7. ANAHTAR KELİMELER :

Harran Ovası, Biber, Mikoriza, Fosfor,

8. PROJE TEKLİFİ HAKKINDA AYRINTILI BİLGİ:

8. 1 Araştırmanın Amacı ve Gerekçesi:

Projenin amacı

Mikoriza (G. Mossea) aşılaması ve fosfor uygulamasının Urfa biberinin gelişimi, beslenmesi ve verim unsurlarına etkisinin belirlenmesi amacı ile yürütülecektir. Bu çalışma ile ayrıca mikoriza ile infekte edilmiş fidelerin, başta fosfor olmak üzere gübre tasarrufundaki rolü ekonomik analizler de yapılmak suretiyle belirlenecektir.

Yeryüzündeki bitkilerin %95’nden daha fazlası, gelişmelerini ve hayatta kalmalarını sağlamak için özel bir mantar grubuna bağımlıdırlar (Klironomos 1997). Bunlar mikorizal mantar olarak adlandırılır ve temelde kök sisteminin içinde (bazen de etrafında) yaşayan ve daha sonra da toprağa yayılan kök sisteminin uzantıları gibi hareket ederler. Mikorizal mantarlar, bitkilerin toprak altındaki organlarına yerleşirler ve bu organlardaki bileşiklerle yaşamlarını sürdürürler. Buna karşılık bitki hücreleri, mantarın topraktan absorbettiği elementleri kullanırlar. Böylece bitkinin toprak altı kısmı ile mantarın miseli arasında her ikisine de faydalı olan bir birlik kurulur. Bu birliğe mikoriza denir (Allen 1991). Mikorizal mantarlar bitkilere kaliteli besin ve su alımında yardımcı oldukları gibi bu bitkilerin kuraklık, aşırı tuz ve ağır metaller gibi olumsuzluklardan etkilenmemeleri için destek olurlar.

Yakın zamana kadar toprakta alınabilirliği yavaş olan besin elementlerinin alımının yalnızca bitki kökleri tarafından sağlandığı sanılıyordu. Fakat son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, bitki besin elementlerinin bitki köklerinin yanı sıra çoğunlukla mikoriza diye adlandırılan ve teşhisi mikroskop altında yapılan, çok miktarda hif üreten mantar türleri tarafından alındığını ortaya koymuştur (Koide, 1991; Marschner, 1995; George ve Marschner, 1996; Ortaş, 1996, 1997). Vesiküler-Arbüsküler Mikoriza (VAM) mantarının besin elementleri, özellikle de P alımına katkısı kontrollü koşullarda ve tarla denenmeleriyle ispatlanmıştır ( Li ve ark., 1991; Bolan, 1991; Ortaş ve ark., 1996; Hooker ve Atkinson, 1996). Mikoriza, toprakta var olan sporları aracılığıyla bitki kökleri ile etkin bir infeksiyon gerçekleştirdiği zaman ortak bir yaşam oluşturarak yalnız P’un değil, aynı zamanda Zn, Cu, Mn, Fe, Ca, K ve N’un bitkilerce alımında etkili olmaktadır (Tinker, 1992; Ames ve ark., 1983; Smith ve ark., 1985; Stribley, 1987; Gnekow ve Marschner, 1989; Bolan,1991; Sieverding, 1991; Marschner, 1995). Mikoriza mantarı toprakta bitkilerce alımı yavaş olan besin elementlerinin özellikle de fosforun bitkideki içeriğini kontrollü koşullar altında 3-5 kat; çinko ve bakır içeriklerini 2.5 kat artırdığı seralarda yapılan denemelerle belirlenmiştir (Mosse, 1981). Mikorizanın bitkinin aldığı toplam P içindeki katkı payının % 70-80 olduğu ve Zn alımındaki payının da %50 dolayında olduğu belirlenmiştir (Marschner, 1993; 1995). Mikoriza mantarı çok miktarda hif üreterek bitki kök yüzey alanını arttırmakta ve kökten çok uzak bölgelerdeki besin elementlerini bu hifler aracılığıyla alarak bitkinin üst organlarına taşımaktadır (Bolan ve ark., 1987; Li ve ark., 1991; Hooker ve Atkinson, 1996; George ve Marschner, 1996). Mikorizalı durumda 1 cm infekte olmuş kök başına mikoriza mantarı toplam 100 metreye kadar varan hif oluşturduğu düşünülürse mikorizanın bitkinin besin maddeleri ve su alımına olan katkılarının ne denli önemli olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mikoriza ile infekte edilmiş olan bitki kökleri kendi rizosfer pH’larını da düzenleyerek fosfor ve diğer besin elementlerinin alımını ayrıca arttırmaktadırlar (Li ve ark., 1991; Ortaş ve ark., 1996a).

Gelecekteki önemli yönelimlerden bir tanesi de kök hastalıklarını önlemek için mikorizaların diğer faydalı toprak organizmalarıyla beraber kullanılması olacaktır. Gelişim tepkileri, kök hastalıkları, kuraklığa direnç konularında mikoriza mantarları gelecek vaat etmektedirler.

Sürdürülebilir tarım araştırmalarının odağını toprak mikroorganizmalarının işletilmesi oluşturmaktadır. Bitki kökleriyle ortak yaşam kuran mikoriza mantarları, ticari önemi olan pek çok bitki türünü kolonize edebilmektedir. Bu mantarlar başta fosfor olmak üzere azot dahil bitkiler için gerekli mineralleri salgıladıkları enzimler yoluyla çeşitli rezervlerden çözünür hale getirerek hifleri yoluyla bitkiye taşırlar. Mikoriza mantarları hem baklagil köklerini hemde tahıl köklerini kolonize edebilmektedir. Böylece rotasyon için baklagil tahıl üretiminde toprakların fosfor potansiyelini kullanabilmek açısından faydalıdır. Ülkemiz topraklarının büyük bir kısmı yüksek kireç içerikli, dolayısıyla yüksek pH’ya sahip ve kil minerallerince de oldukça zengindir. Bu tür özelliklere sahip topraklarda bir yandan fosforun diğer yandan da mikro elementlerin bitkilere olan yarayışlılıkları sınırlı olmaktadır. Ülkemizde bitkilerce alınabilir fosfor bakımından fakir olan topraklara, optimum bir bitkisel üretim için fosforlu gübre verilmesi i zorunludur. Topraklara ticari gübre olarak verilen fosfor, bitkiler tarafından etkin olarak alınamamakta ve ilave edilen fosforun ancak %15-20’sinden faydalanmakta, geri kalan kısmı toprak kolloidlerince tutulmaktadır. Böyle bir durumda topraktaki fosforu bitkiye taşıyabilen ortak yaşamsal kurabilen mikoriza mantarları büyük önem kazanmaktadır. Fosfor ve azotun biyokimyasal dönüşümleri aşamasında rol oynayan ve bu dönüşümleri mümkün kılan mikroorganizmaları içeren bir gübre hazırlanması yönünde çalışmalar yapılması, ülkemizde sürdürülebilir tarımın gelişmesi açısından faydalı olacaktır.

Mikoriza çalışmalarının yoğunlaşmakta olduğu alanlardan birisi de sebzelerdeki çalışmalardır. Sebze yetiştiriciliğinde tohumdan başlayıp dikime kadar geçen dönemdeki mikoriza uygulamalarının bitki besin maddesi alımı, gelişme ve verime etkisi ile ilgili dünyada ve Ülkemizde pek çok çalışma yapılmıştır

Şanlıurfa GAP Toprak-Su kaynakları ve Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından çeşitli bitkilerle yapılan fosfor denemelerinden cevap alınmaması, ticari gübreye alternatif olarak bitki yetiriciliğinde mikoriza aşılamasına gidilmesinin sağlanarak toprak sürdürülebilirliliğine katkıda bulunulması ve Şanlıurfa’da biber yetştiriciliğinin önemli düzeyde olması nedeniyle biber bitkisinde böyle bir çalışmanın yapılmasına karar verilmiştir.

8.2 Literatür Özeti:

Hayman ve ark. (1972), Mikorizal mantarlar, fosforu kolonize olmamış bitkilerin köklerine oranla daha düşük çözelti konsantrasyonlarında da absorbe edildiğini belirtmişlerdir.

Gerdemann ve Trappe (1974), Mutualistik simbiyoz (=karşılıklı zorunlu yararlanma) yaşam sistemlerinin topraktaki temsilcilerinden olan Vesiküler-Arbüsküler Mikoriza (VAM) mantarları buğday, mısır, soya, tütün, şekerkamışı, elma v.b. kültür bitkileri ile hifleri aracılığıyla simbiyotik yaşam kurmak suretiyle bitkiye başta fosfor olmak üzere birçok besin elementleri taşıyarak bitki gelişimine önemli katkıda bulunduğunu belirtmiş ve VAM mantarlarını oluşturan mikro-simbiyontlar Zygomycete taksonomik sınıfına bağlı olduğunu vurgulamıştır.

Rhodes ve ark. (1975), Besinlerde fosfor, azot, çinko, bakır, sülfür ve demirin mikoriza mantarları tarafından topraktaki rezervlerinden bitkilere taşındığı ve dağıtıldığı gösterilmiştir.

Hardie ve ark. (1981), Birkaç toprak mantarı türü mikorizal bağlantıları oluşturmaktadır ve her bir grup bitkinin de tercih ettiği bir mikoriza türü bulunduğunu ve en yaygın tür Vesicular Arbuscular Mycorrhiza mantarı olduğunu vurgulamıştır.

Mosse (1981); Mikoriza enfekte edilmiş bitkilerin daha iyi büyüdüğünü ve bununla birlikte enfekte edilmeyenlere göre birkaç kat fazla fosfor içerdiğini ve mikorizanın aynı zamanda bitkinin kök ve gövdesi arasında fotosentez ürünlerinin dağılımın da sağladığını belirtmiştir. Mikoriza enfekte edilmiş bitkilerin bayrak yaprakları fotosentez ürünlerini daha iyi değerlendirdiklerini gövde: kök oranı her zaman mikorizalı bitkilerde mikorisızlara oranla daha fazla olduğunu açıklamıştır ayrıca araştırıcı azot, çinko, bakır, sülfür ve demir gibi mineraller arasında mikoriza ortak yaşamının oluşumu ve işlevi açısından fosforun özel bir yeri olduğunu vurgulamışlardır.

Nelsen ve ark. (1982), Konukçu bitkinin mikorizal enfeksiyona olan tepkilerinin fosfor alımıyla ilgili olduğunu ifade etmektedir. Ayrıca, mineral besin iyileştirmesinin yanı sıra mikorizal bitkilerin kuraklığa dayanıklılık gösterdiğini. Kuraklık dayanıklığının VAM mantarlarının kolonize ettikleri bitkilerde su stresi altında bile fosfor düzeyini yeterli bir düzeyde tutabiliyor olmalarından kaynaklandığını bulmuşlardır.

Trappe ve ark. (1982), Endogonaceae ailesinin VA mikoriza ortak yaşamı oluşturan başlıca beş genusu Glomus, Gigaspora, Acaulospora, Sclerocystis ve Scutellospora olduğunu belirlemişlerdir.

Ames ve ark (1983), Mikorizanın fosfor alımı yanında N alımınında etkin olduğunu belirtmişlerdir ve özellikle de toprakta hareketliliği yavaş olan NH4+- N Formunu daha seçici olarak kullandığını rapor etmişlerdir.

Bolgiano ve ark. (1983), VAM mantarından faydalanmaya çalışılırken hem toprak-su koşullarını hem de fosforu kontrol etme imkânı elde edildiğini açıklamışlardır.

Harley ve Smith (1983), Mikorizanın bitki besin maddesi ve su alımını hızlandırmak, köklerin ömrünü artırmak sureti ile fide gelişmesini, yaşama gücünü artırabileceğini belirtmişlerdir. Kaliteli Fide elde edilmesinin de verime olumlu etkisi olduğunu tesbit etmişlerdir.

Hayman (1983), Mikorizal bitkilerde görülen mineral besin alımı artışının nedenlerinden biri kök dışındaki hifin toprakta daha büyük hacimleri tarayabilmesi olduğunu vurgulamışlardır.

Hepper (1983), Genellikle, bitki bünyesinin mikorizal mantarlar tarafından iyileştirilmesi çözelti fazında fosfor konsantrasyonlarının düşük olduğu, ancak fosforun absorbe olmuş ya da çözünmeyen rezervlerinin bulunduğu topraklarda görüldüğünü, mikoriza oluşturan pek çok bitki türünün yüksek çözünen fosfor konsantrasyonlarında mikoriza ortak yaşamını durduğunu ve oluşumuna mani olduğunu belirtmişlerdir.

Cooper (1984), Kök hücreleri arasında büyüyen hif dalları vesikül yapıları oluşturduğunu ve bu vesikül yapılarında VAM mantarları lipidlerini depoladığını belirtmişlerdir.

Daniels Hetrick ve ark. (1984), Mikorizal mantarların toprak mikroflorası üzerinde (önemli kök seviyesi bakterileri dâhil olmak üzere çeşitli etkileri olduğunu, bu bakterilerin bazılarının bitki gelişimi için çok faydalı olduğunu ve muhtemelen mikorizalara atfedilen gelişim tepkisinin en azından bir kısmını yönledirdiğini açıklamışlardır.

Sweatt ve ark. (1984), Mikoriza aşılı topraklarda yetişen bitkilerde sürgün ve çiçek oluşumunun, aşılanmamış topraklarda yetişen bitkilere göre daha ileri düzeyde olduğunu, aynı şekilde aşılı topraklardaki bitkilerin yüksek nem durumundan etkilenmelerinin diğerlerine göre daha az olduğunu tesbit etmişlerdir.

Busse ve ark. (1985), Kurak ve yarıkurak bölgelerde yetişen soya bitkileriyle yapılan bir çalışmada aşılı ve aşısız bitkilerde terleme (transprasyon) hız ve oranları stres periyodu boyunca farklılık gösterdiği ancak, toprak suyundan ve fosfordan yararlanma ve verim sonuçları aşılı bitkiler lehine olduğunu vurgulamışlardır.

Fitter (1985), P beslemesinin ve VAM enfeksiyonunun bitki ve su ilişkileri üzerindeki etkilerini ayrı ayrı incelemek için kızıl yonca ile bir çalışma yapılmışlardır. İyi sulama koşullarında düşük P seviyelerinde aşılanmamış bitkilerde azalan stomatal dayanıklılık gözlenmiş ve bunların en düşük yaprak P konsantrasyonuna sahip oldukları tespit edilmiştir. Kuraklık esnasında sadece çok yüksek yaprak P konsantrasyonuna sahip bitkiler dayanaklık gösterdiğini. Mikorizal bitkilerin artan bir şekilde su aldıklarına dair bir kanıt bulunamadığını tesbit etmişlerdir. Bu ve diğer hususlar, su ilişkileri üzerindeki mikorizal etkilerin P beslenmesindeki değişikliklerin ikincil sonucu olduğunu açıklamışlardır.

Al Raddad (1987), üç yerel Glomus türünün (G.fasciculatium, G.monosporum ve G. Mossea) tarla koşullarında domates, patlıcan ve biber bitkilerine inokule etmiş ve araştırma sonunda Patlıcanın gövde yaş ağırlığının % 47, % 28, %29 olarak sırasıyla G.mossea, G. Monosporum ve G.fasciculatum inokulasyonu ile arttığını ayrıca domatesin toplam verimi % 47, %23 ve % 9 oranlarında sırasıyla G.mossea, G. Monosporum ve G. Fasciculatum inokulasyonu ile arttığını açıklamıştır. Biberin toplam verimi % 22, % 21 ve % 27 oranında aynı sıralamaya göre artış gösterdiğini, bunları içinde en etkili mikoriza türünün G. mossea olduğu tesbit edilmiştir.

Pfeiffer ve ark. (1987), Silindirik bir kök tarafından yapılan fosfor alımının üzerindeki limitasyonun, etrafındaki topraktaki nüfuz direnci olduğu, geniş olarak yayılan hiflerin etkili bir şekilde bu direnci kısa devreye uğrattıkları belirtilmektedir

Zajicek ve ark. (1987), Değişik toprak türlerinde yapılan bir çalışmada VAM mantarı aşılanan ve aşılanmayan parsellerde yetişen ayni çeşit bitkiler arasında aşılanan topraklarda yetişen bitkiler lehine gelişmeler tesbit edildiğini belirtmişlerdir.

Bethlenfalvay ark. (1988), VAM mantarı aşılanmayan bitkilerde kuraklıktan etkilenme daha fazla olduğunu ve kök ve yapraklardaki P konsantrasyonu VAM mantarı aşılanan bitkilerde daha yüksek bulunduğunu aynı zamanda kuru ağırlıklar şiddetli strese maruz kalan VAM mantarı aşılı bitkilerde daha fazla çıktığını açıklamışlardır.

Brown ve ark. (1988), VAM mantarlarının bulunduğu bitkilerde P kullanımı CO2 fixasyonunu önemli derecede yükselttiği, düşük nodül aktivitelerine rağmen N konsantrasyonunu artırdığı tespit edilmiştir.

Kitt ve ark. (1988), mikorizanın toprakta bulunuşunun bitki kökleri içindeki oluşumu ve aktivitesi, toprak verimliliği özellikle de ortamın fosfor konsantrasyonuna bağlı olarak değişmekte olduğunu vurgulamışlardır.

Auqe (1989), VAM mantarları tarafından yapılan transprasyon güçlendirilmesinin genellikle iyileştirilmiş fosfor beslemesi aracılığıyla yapıldığına dair göstergeler bulmuşlardır. Gelişim odasında ve sera koşullarında ve ayrı olarak doğal ortamda VAM mantarıyla aşılanan güllerde transprasyon oranı aşılı olmayan güllere göre daha yüksek çıktığı belirtilmiştir.

Kaymaz ve Şahinkaya (1989), yaptıkları çalışmada Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde topladıkları buğday bitkilerinden izole ettikleri mikoriza suşlarıyla kurdukları sera denemesinde aşılanan bitkilerin kontrole göre %88 fosforu, %18 potasyumu topraktan daha fazla kaldırarak bitki gelişmesini artırdıklarını ve kuru madde olarak %111 artış sağladıklarını bulmuşlardır.

Paul ve ark. (1989), ağır metal zehirlenmelerine karşı koruma özellikle madencilik yapılan alanlar gibi kirlenmiş alanların yeniden kazanımında büyük önem taşıdığını ve mikorizal mantarların kolonize ettikleri bitkileri patojenlerden mekaniksel olarak ve antibiyotik üreterek koruduklarını açıklamışlardır.

Runjin (1989), Toprak yapısındaki ek kuvvetler toprak solucanları, diğer oyucu hayvanlar ve agregatlarda hareket eden bazı kimyasal maddeler olduğunu belitmişlerdir.

Ortaş ve ark. (1990), VAM mantarı aşılamanın kuraklık koşullarında bitki verimini etkileyip-etkilemediği araştırılmış ve bu çalışmada sorgum bitkisi kullanılmıştır. Orta kuruluğa sahip toprak koşullarında bitkinin gelişimi, fotosentez hızı ve stomatal dayanıklılığı aşılı bitkilerde daha üst seviyelerde olduğunu, aşılı bitki sayısı aşılı olmayanlara göre daha fazla bulunmuştur. Sonuçlar, kuraklık koşullarında VAM mantarının sorgum bitkisinin verimini artırdığını belirtmişlerdir.

Jakobsen ve ark. (1990), mikoriza mantarının bitki ortak yaşamına en önemli katkısı mineral besin alımı ve dağıtımı şeklinde olduğunu ve Bunun karşılığında konakçı bitkide mantara büyümesi için gerekli karbon bileşiklerini sağladığını belirtmişlerdir.

Michelsen ve ark. (1990), VAM mantarının, bitkinin gelişimi ve kuraklık direnci üzerindeki etkisi bir sera çalışmasıyla incelenmiştir. Ekimden 12 hafta sonra VAM mantarının gelişimi artırıcı etkisi P beslemesinin etkisine eşit olmuştur. Kuraklık sıkıntısı koşullarında VAM aşılamasına veya P frtilizasyonuna bağlı olan gelişim iyileşmesine ilişkin olarak bitki türleri arasında farklılıklar bulunmuştur.

Rosendahl ve Rosendahl (1990), Mikorizal bitkilerin tuz stresinde dayanıklılık gösterdiği gözlenmiştir. Tuz stresine dayanıklılığının mekanizması henüz tam bilinmemekle beraber kuraklık stresi dayanıklılığında olduğu gibi mineral besin statüsünün iyileştirilmesinden kaynaklanmadığını vurgulamışlardır ve VAM mantarları kolonize ettikleri bitkilerin köklerini patojenlere nematodlara ve ağır metal zehirlenmelerine karşı da koruduğunu belirtmişlerdir.

Allen (1991), doğadaki fosforun en önemli rezervi sediment (apatit) kayalar olduğunu, buralardan çözünen ve ayrılan fosfor canlılar tarafından kullanıldığını, bitkilerin topraktaki değişik fosfor formlarını çözerek kullanamadığını, ancak toprak mikroorganizmalarının aktiviteleri sonucu çözünmüş olan fosfor bileşiklerine gereksinim duyduklarını vurgulamıştır. Agroekosistemlerde azot bağlanması için Rhizobium ne kadar önemli ise topraklardan fosfor alımı için mikoriza mantarları o denli önemli olduğunu, bu yüzden sürdürülebilir tarım çalışmalarında mikoriza mantarlarının işletmesine büyük önem verildiğini belirtmiştir.

Bolan (1991), toprakların fosfor düzeyinin yüksek olduğu zaman mikorizal mantar aktivitesi azaldığını, kökler infekte edilemez duruma geldiğini veya infeksiyon sağlansa bile besin elementi sağlanamadığını ve böyle durumlarda mikoriza infeksiyonu bitkiye besin elementi sağlamadığı gibi bitkinin fotosentez ürünlerini kök bölgesinde tüketerek yarar sağlama yerine zararlı olduğunu belirtmektedir.

Davis ve Linderman (1991), Biber fidelerinin 11, 22 ve 44 mg ml -1 hiçeren fosfor dozları ile arbüsküler mikoriza mantarı (Glomus deserticola) ile inokule edilenler ve inokule edilmeyenler karşılaştırılmıştır 42 gün sonra bitkilerin büyüme, geklişme ve yaprak besin elementleri kapsamları değerlendirilmiştir. Arbüsküler mikoriza ile inokule edilen bitkilerin yaprak alanları ve yaprakların bor konsantrasyonunun arttığı, Mo konsantrasyonunun azaldığı tepsit edilmiştir, ayrıca Arbüsküler mikorizalı bitkilerin potasyum ve azot konsantrasyonunun değişmediği, bunun yanında artan fosfor dozlarının bitkilerin bakır ve çinko konsantrasyonlarını azaltırken, P konsantrsayonunda arttığını açıklamışlardır.

Koide (1991), Mikorizaların, ektomikorizalar ve endomikorizalar olmak üzere ikiye ayrıldığını Ektomikorizalarda mantarın, epidermis hücrelerinden ayrı olan hücrelere nüfuz etmeden, kökü hiflerden bir örtü halinde sardığını belirtmiştir.

Li ve ark., (1991), Mikoriza ile enfekte olmamış bitkilerin kök bölgesinin 1 cm uzağındaki fosfordan yararlanabildiği halde, mikoriza ile enfekte olmuş bitki kökleri aracılığı ile kökten 11 cm uzaktaki fosforu alabildiğini belirtmiştir.

Muller ve ark. (1991), Endomikorizalarda ise mantar hifleri köklerin iç kısımlarına, kökün belli tabakalarının ve hücrelerinin içlerine kadar girdiğini ve topraktaki miselyum ile zayif bir bağlantı oluşturduğunu açıklamıştır.

Sieverding (1991), VAM mantarları konukçu (köküne yerleştikleri) bitkilere topraktan P akışını artırdıkları gibi, P ile beraber Cu ve Zn alınımına da etki ettikleri ancak, bu durumun Fe için geçerli olmadığı ifade etmiştir.

Waterer ve ark. (1991), Aşılanan topraklarda yetişen bitkilerin aşılanmayan toprakta yetişen bitkilere göre su stresinden daha az etkilendikleri gözlenmiştir.

Gür (1992), Erzurum ve civarında tarıma açılmış ve açılmamış topraklardaki VAM mantarı sporlarının sayısal ve tür dağılımı ile bu dağılım üzerine bitki örtüsü ve arazi kullanma biçimlerinin etkilerini araştırmıştır. VAM mantar sporu sayıları fakir topraklarda birim hacimde 77 ile 2330 arasında değişmesine karşılık aynı toprakların tarıma açılmış kısımlarında ise 65-275 arasında değiştiğini; tarım topraklarının bitki örtüsü altında kalma süreleri arttıkça ise toprakların VAM spor sayılarında önemli azalışlar olduğunu bulmuştur. Ayrıca araştırıcı sera koşullarında Endogone mosseae mantar türü ile aşılamanın soğan bitkisinin gelişmesine ve topraktan kaldırdığı fosfor miktarına etkisini araştırmış ve soğan bitkisininin gelişimine olumlu etki yaptığını bildirmiştir.

Sylvia (1992), VAM mantarlarından inokulum üretimi ve bunların agroekosistemlerde kullanım teknolojisinin araştırılması uygulamalı araştırmaların merkezini oluşturduğunu. Toprak bazlı saksı kültürlerinin üretiminin pahalılığı, mikoriza mantarlarını ticari olarak yetiştirme denemelerini olumsuz yönde etkilediğini, bununla beraber, çevre kalitesine, sürdürülebilir teknolojilere karşı artan gereksinim ve ilgi bunların tarımsal sistemlerde de uygulanmasını ortaya çıkardığını belirtmiştir. VAM mantarlarıda agroekosistemler için gelişen bu tür yaklaşımların integral bir parçası olduğunu. VAM mantarlarının bitkilerin yokluğunda yetiştirilemediğinden seri üretimleri için fermantasyon teknolojileri kullanılamadığını. Bu yüzden de yeni teknolojiler geliştirmek gerekliliğini vurgulamışlardır. Topraksız kültürler ve hidrofonik adaptasyonlarla geçmişte uygulanan teknolojilerle elde edilenden kat kat fazla kaliteli inokulum üretmekle mümkün olabileceğini üretilen inokulum uygulanacağı sistemlerde hem infektif hem de efektif olması gerektiğini belirtmişlerdir. Bu özellikler mantar suşları arasında çeşitlilik gösterdiğini, böylece tarama stratejilerinin geliştirilmesi başarılı inokulum üretiminde ön koşul olacağını açıklamışlardır. Ayrıca, inokulum konsantre ve patojensiz olmalı, hazırlama ve dağıtıma dayanacak uzunlukta raf ömrü olması ayrıca Mantar inokulumu kullanılan tarım makina, teçhizat ve pratiklerine uygun olması gerektiğini tespit etmişlerdir.

Jayachandran ve ark. (1992), Mikoriza mantarları bitki kökleri tarafından alınamayan değişik fosfor formlarını çözebilmekte ve bitkiye taşıyabildiğini vurgulamışlardır.

Clarke ve ark. (1993), VAM mantarı inokulasyonun maden ocakları çevresindeki toprakların yeniden ağaçlandırılması çalışmalarında kullanılması düşünülmüş ve bunun için bir dizi sera deneyleri yapılmıştır. Okaliptüs ağaçlarının kökleri hem VAM mantarları hem de diğer bir çeşit olan mikoriza mantarları tarafından kolonize edilebildiğinden okaliptüs bitkileri maden ocaklarının çevresinden alınan topraklarda ve değişik fosfor konsantrasyonlarında mikoriza mantarlarının varlığında ve yokluğunda yetiştirilmiş ve VAM mantarı inokulasyonun okaliptus büyümesini kademeli olarak arttırdığı gözlemlemiştir

Furlan (1993), Kanada’da inokulum üretim teknolojisinin çiftçiye transferi yapılmakdığını. Glomus intraradix ve Glomus versiforme VAM mantarları tarafından kolonize edilmiş pırasalarda verim sırasıyla %27 ve %30 olarak arttırdığını ve Bu verilerin tamamen geleneksel tarım yöntemleriyle elde edildiğini açıklamıştır. Endomikoriza mantarları zorunlu ortak yaşamsal olduklarından ve büyük ölçekli uygulamalar için fermentörlerde yetiştirilemediklerinden, Kanadalı çiftçilerin gereksinimlerini karşılamak için pratik yöntemler geliştirilmesi gerektiğini VAM mantarı inokule edilmiş pırasa bitkilerinin kıyılmış kökleri inokulasyon olarak tohum yataklarında kullanılmış pırasa verimini %30’a kadar arttırabildiğini vurgulamışlardır.

Robson ve ark. (1993), Mikorizal ortak yaşamının sayılan bu faydalarıyla bitkilere içinde bulundukları ekosistemlerde iyi bir rekabet ortamı sağladıklarını belirtmişlerdir. Bununla beraber, besince çok fakir olan topraklarda VAM mantarları kolonize ettikleri bitki için topraktan mineral besin çıkaramadıkları ve bitkinin fotosentetik ürünlerini paylaşmaya devam ettikleri için parazitik bir ilişkiye dönüşüm söz konusu olabilieceğini ve bu sebeple başarılı bir karşılıklı faydaya dayanan ortak yaşam ancak bitkinin mantara karbon bileşikleri sağlarken mantardan aldığı inorganik besinlerin miktarı arasında kurulan dengeyle oluşabileceğini açıklamışlardır. Mineral besin dengesinin mantar tarafından sağlandığı bitki fotosentetik kapasitesini arttırabildiğinden, mikorizanın yokluğunda zaten fotosentetik kapasitesinin altında çalışan bitki buradaki karbon farkının bir bölümünü mantara aktardığını vurgulamışlardır.

Sreenivasa ve ark. (1993), Biber bitkilerini G. macrocarpum ve G. fasciculatum ile enfekte edilen ve enfekte edilmeyerek değişik dozlarda fosfor içeren killi toprağa dikimi yapılmış ve Dikimden 90 gün sonraki hasatta mikoriza mantarı ile inokulasyon meyve verimini, gövde P konsantrsayonunu ve Zn, Cu, Mn ve Fe alınımını inokuşasyon yapılmayanlara göre arttığını ve G. macrocarpum ve G. Fasciculatum’dan daha etkili olduğunu tesbit etmişlerdir. Mikoriza mantarı ile inokulasyon aynı zamanda gövde kuru maddesinide arttırdığını açıklamışlardır. Araştırıcılar biber bitkilerinin arbüsküler mikoriza mantarı ile enfekte edildikleri zaman uygulanacak çözünebilir fosforlu gübre oranının % 50 oranında azaltılabileceği bildirmişleridir.

Thiagarajan ve ark. (1994), VAM mantarının, bitki gelişimini takip eden aşamalardaki kökte bulunan fosfor aktivitesini ve sitokinin konsantrasyonu üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Aşılamadan 30 gün sonra (börülce) mikorizal köklerde hem asit hem de alkali fosfor aktivitesi, mikorizal olmayan köklere göre daha yoğun olduğu. Benzer şekilde sitokinin içeriği mikorizal köklerde mikorizal olmayan köklere göre belirgin şekilde arttığını belirtmişlerdir.

Marschner (1995), Mikorizanın bitkinin aldığı toplam fosfor içindeki payının %70-80, Zn alımındaki payınında %50 dolaylarında olduğunu belirtmiştir.

Solaiman ve ark. (1995), VAM mantar kolonileri ile çeltikte yapılan bir çalışmada, mikoriza mantarları ile aşılanan topraklarda yetişen bitkilerden alınan ürünün verim ve kalite bakımından, aşılanmayan topraklarda yetişen bitkilere göre daha iyi seviyelerde olduğu belirtilmiştir.

Von Reichenback ve ark. (1995), Mantarlarla kaşılıklı ortak yaşam hemen hemen tüm yüksek yapılı bitkilerin kök sistemlerinde mevcut olduğunu, Mikoriza; bitkiden mantara karbon hareketi, mantardan bitkiye de inorganik madde hareketi sağlayan karşılıklı ortak yaşamın bir tarafı olarak tanımlandığını ve karşılıklı ortak yaşamla fosfor ihtiyacının karşılandığını, .Mikorizal köklerin, özellikle kuraklık stresinden sonra yüksek miktarda P konsantrasyonu içerdikleri tesbit edilmiştir

Ebel ve ark. (1996), Mikorizaların stomalarda iletim, yaprak gelişimi ve fosfor alımı üzerine etki ettikleri gözlenmiştir.

Azcon ve ark. (1997), Bazı mikorizal mantarlar, kök morfolojisi ve bitki gelişimi üzerinde direkt bir etkisi olan hormonları üretiğini belirtmişlerdir.

Graham ve ark. (1997), Mikorizal mantarlar toprak yapısındaki anahtar oyuncular görevi gördüğünü, toprak yapısı bitkilerin sağlığı için son derece önemli olduğunu vurgulamışlardır. Çünkü su infiltrasyonunu, havalandırmayı, kök büyümesini ve topraktaki organizmaların hareketini kolaylaştırdığını. Toprak bakterileri, toprak parçacıklarını yapıştıdığını ve toprak yapısına önemli derecede katkıda bulunduğunu belirtmişlerdir. Mikorizalar, toprak bakterilerini canlı tutan enerjinin bir kısmını sağlamaya yardımcı olduğunu açıklamışlardır. Ayrıca, Mikorizal mantarların toprakla taşınan hastalıklara karşı savunmada bitkilere yardımcı oldukları patojenlere karşı fiziksel bir bariyer oluşturdukları, bazı faydalı antibiyotikler üretikleri, fusarium ve diğer patojenlere karşı direkt savunmada rol oynadıkları tespit edilmiştir

Nadian ve ark. (1997), Ektomikorizalarla yoğun bir şekilde çalışılmış ve bunların bazı ağaç türleri için yararlı oldukları tespit edilmiştir. Endomikorizalarla ise daha az çalışılmış ve bunların bitkiler için olan potansiyel değerleri son on yılda tam olarak anlaşıldığını bildirmiştir..

Al-Karaki ve Clark (1998), Durum buğdaylarında yapılan mikorizal bir çalışmada sürgün, kök kuru maddesi, toplam kök uzunluğunun, P, Zn, Cu, Mn içeriğinin VAM aşılı bitkilerde daha yüksek olduğunu açıklamışlardır.

Ortaş (1998), Dolmalık biberde tohum ekimi sırasında yapılan mikoriza aşılamasında, fide dikimi sırasında yapılan aşılamadan daha iyi netice verdiğini belirmiştir.

Ortaş ve ark.(1998), GAP, Çukurova ve İç Anadolu topraklarında yürüttükleri çalışmalarda doğal mikorizal potansiyelin bitki türüne göre değiştiğini belirlemişlerdir.

Köklerin VAM mantarları tarafından kolonize edilme derecesi ve fosfor temininin yeterliliği mikoriza mantarlarının tarım ve bahçecilikte getireceği yararları etkileyen iki önemli faktör olduğunu ve fosfor miktarının yüksek olduğu tarım ve bahçe ekosistemlerinde mikoriza kolonizasyonu oldukça az bulunduğunu belirtmişlerdir. Bu sebeple, mikoriza mantarları tarafından bitkiye fosfor taşınımının mekanizmasını çözmek gerektiğini, Mikoriza araştırmalarının hatırı sayılır bir bölümü fosfor alımı ve bitki içindeki taşınmasına yönelik alanlara yöneldiğini. Mikoriza mantarları toprakta bitkilerin yararlanamadığı cinsten fosfor kaynaklarına ulaşabiliyor ve bunları bitkilerin kullanabilecekleri bileşikler halinde çözebiliyor ve taşıyabiliyorlarsa mikorizanın yararı sadece fosfor temini ile sınırlı olmadığını vurgulamışlardır. Son yıllarda yapılan araştırmalara göre mikoriza mantarlarını uzun hifleriyle bitki köklerinin sadece bir uzantısı olarak görmek, olayı çok basite indirgemek olacağını açıklamışlardır.

Bu projenin yürütüleceği Şanlıurfa ve GAP Bölgesi’nde bu güne kadar mikoriza ile aşılamanın biber bitkisinde fosfor alınımına ilişkin hiç bir çalışma yapılamamıştır. Bu çalışmanın sonuçları Bölgede konu ile ilgili bilgi birikimi sağlayacak, daha sonra yapılacak çalışmalara veri tabanı oluşturacaktır. Ayrıca araştırma sonuçlarının üreticilere aktarılması ile birim alan verimi ile birlikte üreticilerin gelirleri de artacak, ülke ve bölge ekonomisine katkı sağlanacaktır.
8.3 Materyal ve Metot
8.3.1 Materyal
Araştırma Yerinin Tanımı

Araştırma, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Şanlıurfa iline bağlı Harran Ovasında bulunan GAP Toprak-Su Kaynakları ve Tarımsal Araştırma Enstitüsü Koruklu-Talat DEMİRÖREN Araştırma İstasyonunda yürütülecektir.

Harran Ovası, Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, Şanlıurfa sınırları içinde, 36o 47’ ve 39o15’ doğu boylamları ile 36o 40’ ve 37o 41’ kuzey enlemleri arasında bulunmaktadır. Ovanın kuzeyini Urfa Dağları, güneyini Türkiye-Suriye Devlet Sınırı, Doğusunu Tektek Dağları, batısını ise Fatik Dağları çevirir. Denizden ortalama yüksekliği 400 m olan Harran Ovasının yüzölçümü 225 109 ha’dır (DSİ 1980).

Denemenin yürütülüleceği araştırma istasyonu, 36o42’ kuzey enlemi, 38o58’ doğu boylamında olup denizden yüksekliği 410 m’dir (KHŞAE, 2003)
8.3.1.1 Genel iklim özellikleri

Şanlıurfa, Güneydoğu Anadolu iklim bölgesine dahil olmakla beraber, Akdeniz ikliminin etkisi altındadır. Yazları sıcak ve kurak kışları ise ılık ve yağışlı bir iklim özelliği göstermektedir. Güneyden kuzeye ve batıdan doğuya gittikçe yağış miktarları artmaktadır.

Araştırmanın yapıldığı Harran Ovası'ndaki Koruklu Meteoroloji İstasyonu'na ait 24 yıllık rasat değerleri Çizelge 8.1’de verilmiştir. Çizelgede görüldüğü gibi, yıllık toplam yağış 364 mm olup, yağışın mevsimlere göre dağılışı sonbahar % 17,3, kış % 52,8, ilkbahar % 28.8 ve yaz % 1,1’dir. Yıllık ortalama sıcaklık 17.2°C, en yüksek sıcaklık 46.8°C ve en düşük sıcaklık ise -16,8°C’dir. Yıllık ortalama oransal nem % 51, yıllık buharlaşma toplamı ise 1866,1 mm'dir (KHŞAEM, 2003).
Enlem: 36 o 42’ N

Çizelge 8.1. Köy Hizmetleri Şanlıurfa Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Koruklu Boylam : 38o 58’ E

Talat Demirören Araştırma İstasyonu 24 Yıllık (1979-2002) İklim Verileri (KHŞAE,2003) Yükseklik : 410 m

METEOROLOJİK ELEMANLAR


A Y L A R

Yıllık

X

XI

XII

I

II

III

IV

V

VI

VII

VIII

IX

Ortalama yağış (mm)

19.6

42.0

61.4

65.8

63.3

59.5

26.9

22.6

3.5

0.1

.

0.5

365.2

Ortalama sıcaklık (oC)

18.2

10.1

6.0

4.9

6.0

10.0

15.2

21.7

27.9

31.3

29.8

25.3

17.2

En yüksek sıcaklık (oC)

39.4

31.0

22.6

19.8

25.8

27.3

34.8

43.0

45.4

46.8

46.6

43.7

46.8

En düşük sıcaklık (oC)

-1.2

-7.0

-16.8

-10.4

-14.0

-12.2

-3.4

1.0

9.4

11.0

9.2

3.7

-16.8

Ortalama toprak sıcaklığı

(5 cm’de ) (oC)

21.3

12.3

7.5

5.7

7.0

11.4

17.5

23.7

30.0

33.6

33.4

29.1

19.4

Ortalama nisbi nem (%)

45

60

72

69

64

58

58

42

33

34

40

38

51

Aylık buharlaşma

(Clas A - pan) (mm)

151.9

50.6

.

.

.

52.0

116.8

199.3

314.5

376.0

337.9

249.8

1 848.8

Ortalama rüzgar hızı (m/s)

1.0

0.9

1.2

1.6

1.7

1.6

1.6

1.9

2.4

2.3

1.9

1.5

1.6

En hızlı rüzgar hızı (m/s)

12.6

12.7

16.2

21.6

19.5

17.6

20.1

20.4

19.0

19.4

19.2

13.6

21.6

En hızlı rüzgar yönü

N

ESE

SE

N

E

NE

SW

W

W

N

W

N

N

Ortalama kar yağışlı günler sayısı

.

.

0.3

0.7

0.6

.

.

.

.

.

.

.

1.6

En yüksek kar örtüsü kalınlığı (cm)

.

.

5

15

12

.

.

.

.

.

.

.

15
  1   2   3   4   5   6   7   8

sosyal ağlarda paylaşma



Benzer:

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconAraştırma alan kodu

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconAraştirma yöntemi araştirma öneriSİ

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconDrm araştırma Laboratuvarları A.Ş. Amerikalı bir şirket olduğunu...

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconVİzyon uygulama ve kurama yönelik eğitim, öğretim, araştırma ve geliştirmeyi...

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconAile Hekimliği Biriminin İl Kodu/Çkys kodu: / Tarih

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconAraştirma b. 1

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı icon1. Araştırma Çeşitleri

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconAraştirma üNİtesi

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconAraştırma Görevlisi

Araştırma Alan Kodu : a-02 Araştırma Öncelik Puanı iconD Araştırma e Ulaşım


Tıp




© 2000-2018
kişileri
t.ogren-sen.com